Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

iSLAM

YÜCE DiNiMiZ iSLAM


ULKU | iSLAM | DOKUZ ISIK | SEHiTLERiMiZ | ATATURK | BASBUG | TURAN | MHP | ULKU OCAKLARI | ZALiMLERi UNUTMA | LiNKLER | KONUK DEFTERi
  
    

iSLAMA GiRiŞ

Asagidaki satirlarda Islama girmek isteyen kimsenin, Islam dini ile ilgili ilk etapta bilmeyi arzu edecegi cok ozet bilgiler yer almaktadir. Islam dinini iyi tanimak icin hic suphesiz bu konuda yazilmis muteber eserlere bas vurmak gerekmektedir. Buradaki bilgiler Islam dini hakkinda yalnizca bir on fikir vermeye yoneliktir. Bu yuzden gerek baslik adedi gerek muhteva olarak son derece sInIrlI tutulmustur.

INSAN: Insan en ustunudur. Ruh ve cesetten olusan bu muhtesem yaratigin, dis gorunusu cok ozel, ruhuna yonelik bulunan ic dunyasi ise son derece derin ve anlamlidir. Ayrica, diger yaratiklardan farkli olarak kendisine akil ve fikir de verilmistir. Bu haliyle insan, butun, yaratilmislarin gozbebegi ve alemlerin ozudur. Sayisiz nimetleriyle ve guzellikleriyle yeryuzu, onun hizmetine sunulmustur .O, gecici bir sure icin geldigi bu dunyada, yaraticisini bilmek, ona inanmak ve kendisini ucsuz bucaksiz nimetlerle donatan bu ulu Halika ibadet etmek ihtiyacindadir.Gecici dunya hayatinda gercek mutlulugu elde edebilmesi buna baglidir.Insana yaraticisini tanitan, O`na nasil ibadet edecegini gosteren ve boylece gercek mutlulugu elde etmesini saglayacak olan ise hak din Islamdir.

DIN: Din, ilk insanla birlikte dogal olarak var olmustur. Insan var oldugu surece de devamed ecektir. Cunku insanin yaratilisinda, kendisini yoktan var edeni bilme, Ona inanma, baglanma, kulluk yapma duygusu ve ihtiyaci vardir. Fitrati bozulmamis bir insanda bu ihtiyac mutlaka kendisini gosterir ve tipki fiziki varligin yeme, icme bilmeye, ona inanmaya ve baglanmaya ihtiyac duyar. Insan, fitratindaki bu duyguyla aklini kullanarak, yarataninin varligini ve birligini kavrayabilir. Ancak, yaraticisinin, kendisinin mutlulugu icin ondan neler istedigini, hangi davranislarindan razi olup hangilerinden hoslanmayacagini, kisacasi onun hosnutlugunu nasil elde edecegini, bunun yaninda, sinirli olarak yaratilmis bulunan insan aklinin, mucerred dusunmekle ulasamayacagi birtakim soyut meseleleri bilemez. Iste sInIrlI olarak yaratilmis bulunan insan aklinin, tek basina cozemeyecegi bu tur meselelerin cevabini ancak hak din verebilir. Bunun icin Allah, insanlar icinden peygamber gorevlendirerek onlar araciligiyla insanlari dunya ve ahirette mutluluga ulastiracak esaslari insanlara bildirmistir.Iste Allahin Peygamberleri araciligiyla akil sahiplerine gonderdigi, onlari kendi irade ve secimleriyle dogruya ve mutluluga ulastiran bu hayat duzenine din denir. Dini kurallarin koyucusu Yuce Allahtir.Peygamberler dahil hic bir kimsenin din koyma yetkisi yoktur. Peygamberler, dini hukumleri teblig etmekle yukumludurler. Tarih boyunca insanlarin din olarak ortaya koyduklari bir takim ilke ve kurallar hicbir zaman hak din niteligi tasimaz.Vahye dayanmayan yani bir peygamber tarafindan teblig edilmemis olan bu gibi sistemler, insanligi maddi ve manevi butun yonleriyle kusatici ozellige sahip olamaz. Bunun yaninda asillari vahye dayanmakla birlikte, temel ilkeleri korunmamis ve zaman icinde asliyetini yitirip bambaska sekiller alarak bozulmus dinler de vardir. Hak Dinin Kemale Ermesi: Hak din,ilk insan ve ilk peygamber Hz.Ademle baslamistir. Esas itibariyle hak dinin temel prensiplerinde degisiklik yoktur. Fakat kabiliyetlerin, zaman ve mekanin, sosyal sartlarin degismesine ve gelismesine bagli olarak ibadet sekilleri ve bazi hukumlerde degisiklikler olmustur. Peygamberlerin getirdigi esaslarla insanlar yukseldikce, fikirler gelistikce, medeniyet ilerledikce Allah (c.c) peygamberleriyle ortaya koydugu dinlerini de tekamul ettirmis, bu tekamul, Musevilik ve Hiristiyanligi da asarak Islamda kemale ermistir. Ayni sekilde sahifeler halinde baslayan ilahi kitaplar, Tevrat ve Incili de gecerek kiyamete kadar surecek olan sonsuz mucize Kuran-i Kerim le noktalanmistir. Artik bundan sonra ilahi kitap gelmeyecek ve Kuran, kiyamete kadar insanligin rehberi olacaktir. Islam dini hak dinlerin sonuncusudur. Belirli bir topluma degil butun insanliga gonderilmistir.Hak dinin ulastigi kemal nokta olmasi munasebetiyle kiyamete kadar insanligin tabi olacagi hak din olarak devam edecektir. Islam Dini, daha onceki hak dinlerin temelini dogrulamaktadir.Ancak Islam dini geldikten sonra onlara ihtiyac kalmamistir.Kuran-i Kerim nazil olduktan sonra da diger ilahi kitaplara ihtiyac kalmamistir.Cunku Kuran-i Kerim, diger kitaplarinda ihtiva ettigi Allahin varligina ve birligine, Peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, Ahiret gunune ve her seyin Allahin takdiriyle meydana geldigine inanan neslin, aklin ve dinin korunmasi gibi hak dinin temel esaslarini yeniden ortaya koymus;daha onceki kitaplarda yer alan gercekleri tasdik etmis,tahrif edilen hususlari da duzeltmistir. Islam Dini, son hak din oldugu icin hak dinin temel prensipleri kesin bir sekilde ortaya konarak, zamana ve mekana gore degisebilecek nitelikte hukumler, ilim adamlarinin ictihatlarina birakilmistir. Muslumanligin kiyamete kadar surmesini ve her asirda hak dinniteligini devam ettirmesini saglayan da bu niteligidir.

ISLAMA GIRIS: Islama giris, imanla gerceklesir. Iman, Allah Tealanin Hz.Muhammede indirdigi, onun da insanlara teblig ettigi kesin olarak belli olan seylerin tumune tereddutsuz inanmak ve onaylamaktir. Imanin temelini, iste bu kabul ve onaylama olusturur. Musluman olmak isteyen kisi bu kabul ve tasdikini "Sehadet ederim ki, Allahtan baska tanri yoktur ve yine sehadet ederim ki Hz.Muhammed Onun kulu ve elcisidir. mealindeki "Eshedu en la ilahe illallah ve eshedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluh"cumlesiyle aciklar.Bu cumleye "Kelime-i sehadet" denir. Iman,bilerek, isteyerek benimseyerek inanmaktir. Bir kimse kalben inanmadigi halde diliyle bu cumleyi soylese iman etmis olmaz. Kelime-i sehadeti soyleyen kimse, son ilahi kitap Kuran-i kerimi butunuyle benimsemis ve Allahin son peygamber Hz.Muhammede vahiy yoluyla bildirdgi, Onun da insanlara teblig ettigi her seyi tamamen kabul etmis demektir. Bu sebeple Allahin varligina ve birligine imanin yaninda; meleklerin varligina Allahin gonderdigi kitaplarin gercek olduguna,peygamberlere, Ahiret gunune herseyin Allahin takdiriyle meydana geldigine,kisacasi Kuran-i Kerimin ve peygamberimiz Hz.Muhammedin kesin ve net olarak bildirdigi seylerin hepsine inanmak imanin sartidir. "Kelime-i sehadet",butun bunlari topluca kabul ve tasdik etmeyi ifade eden bir anahtar cumledir. Bu yuzden Kelime-i sehadet, Islama giris sozlesmesi yapmak gibidir. Bu sozlesmeyi yapa insan, Allaha buyuk bir soz vermis,Onun emirlerini tereddutsuz bir sekilde kabul edip yerine getirmeyi,yasaklarindan kacinmayi benimsemis olmaktadir. Kelime-i sehadeti soyleyerek yaptigimiz sozlesmeye butun mahlukat sahit oluyor.Sayet bu sozleymeyi bozarsak, sozumuzden dondugumuze sahid olan veya bu sozlesmeye aykiri hareket ettigimize tanik olan yeryuzundeki ve gokyuzundeki her sey Allahin huzurunda aleyhimize sahitlik edecektir. Ayrica, bu sozlesme ile musluman toplumun bir ferdi haline gelmis oluyoruz. Muslumanlarla evlenme, zekat alma,verme,muslumanlarla her turlu dayanisma bu sozlesmenin kapsamina girmektedir. Iman etmek icin kimse zorlanamaz.Islama girmek isteyen kendi istegiyle girer.Iman etmeden once arastirma yapilabilir, kafada olusan her turlu tereddut ve suphenin cevabi aranabilir. Ancak iman ettikten sonra iyi bir mumin, iyi bir musluman olabilmek icin kalpten her turlu tereddutu sokup atmak gerekir.Cunku imanla tereddut bir arada olmaz. Bu yuzden iman,insanin kalbinin derinliklerine oylesine kok salmali ki onu Islama aykiri davranislardan alikoymali,onun zihniyetinin, ahlakinin ve davranislarinin Islama gore sekillenmesine imkan vermeli. Islama girmek icin herhangi bir araciya ihtiyac yoktur.Bir kimse yukarida belirttigimiz hususlara inanmak suretiyle kendiliginden Islama girebilir.Bu hususta baskalari kendisine ancak bilgi vererek yardimci olabilirler. Islama giren kimse kendisine, tam bir inanc berrakligi kazandiracak kaynaga ulasmis olmaktadir. Boylece onemli bir inanc degisiminden sonra ilk firsatta bir de gusul (boy abdesti) alinmalidir. Gusul ilerde tarif edilecektir. ISLAMI OGRENME: Onceden bir baska dine mensupken veya dini bir inanci yokken sonradan musluman olan bir kimsenin hayatindaki en onemli donum noktasi, hic suphesiz Islama girdigi andir.Bu oyle bir an ki gecmisin tum gunahlarini silmekte ve musluman olan kisinin hayatinda tertemiz,bembeyaz bir sayfa acmaktadir.Su halde bu tertemiz sayfanin kirlenmemesi ve iyi bir baslangic yapilmasi, o kimsenin dunya ve ahiret mutlulugu acisindan cok onemlidir.Zerrece tereddute yer vermeyen temiz bir imanla Islama girdikten sonra Islami dogru bir sekilde ogrenme gayreti icine girmek gerekir. cunku Islamin temel ve vazgecilmez ogretilerini bilmeden Islami tam manasiyla yasayabilmek pek mumkun olmaz. Gercek bir mumin, Islami iyi tanimali, ona bilincli bir sekilde sarilmali ve onu hayata gecirmeye calismalidir. En iyi musluman Allaha karsi en yuce saygi gosteren muslumandir.Allaha karsi en iyi saygi gosterebilmek Islami deyimiyle muttakilerden olabilmek icin nasil muttaki olunabilecegini bilmek gerekir. Bilgisiz bir sekilde Islami hayata gecirmek en azindan istendigi sekilde hayata gecirmek pek mumkun olmaz bu durum, Isik olmadan, gece zifiri karanlikta yol almaya benzer. Boyle bir kimse yoldaki isaretleri farkedemez ve muhtemelen farkinda olmadan yoldan cikabilir veya bir cukura yuvarlanabilir. Iste bu sebeple hic olmazsa asgari seviyede neyin dogru neyin yanlis oldugunu ayirtedebilecek; kimin dogru kimin yanlis soyledigini sezebilecek seviyede de olsa bir Islami bilgi elde etmek gayreti icinde olmak gerekir. Az cok Islami bir bilgiye sahip olan insan, Islamin aydinlik yolunu apacik gorebilir. Kufrun,sirkin,ahlaksiziligin Islama ters dusen unsurlarini farkedebilir. En azindan kendisine rehberlik yapmaya kalkan insanlardan hangisinin rehberlik yapabilecegini hangisinin yapamiyacagini ayirdedebilir. Cagimizda pek cok musluman, mealesef, islamin guzelliklerini hayatlarina yansitama mislardir.Cunku onlar da Islami yeterince ogrenebilmis degillerdir.Bu yuzden yalniz ca bugunku musluman topluluklari taklit ederek Islami dogru bir sekilde hayata gecirebilmek pek mumkun olamaz. Kuran-i Kerim, okumalari, anlamalari, icindekilere gore hareket etmeleri ve prensipleri ni hayata gecirmeleri icin insanlara gonderilmistir. Peygamber Efendimiz de Islamin nasil hayata gecirilecegini bizzat yasayarak ve anlatarak gostermistir. Oyleyse bir musluman Kuran-i Kerimi ve Peygamber Efendimizin Islami hayata geciris tarzini ogrenmeye gayret etmelidir ki, tam manasiyla Allaha teslimiyet icinde olabilsin ve son peygamberin ornekliginden yararlanabilsin. Islami dogru kaynaklardan dogru bir sekilde ogrenmeye calismalidir. Bunun icin Islami bilen kimselerin klavuzlugundan yararlanmak en kestirme yoldur. Islami ogrenirken belli bir sira takibedilmeli ve kendisini oncelikle ilgilendiren konular dan baslamali. Bir muslumani kisisel olarak ilgilendiren en oncelikli konular ise yerine getirmekle yukumlu oldugu farzlar ve sak?nmasi gereken haramlardir.Farzlarin basinda da musluman oldugu gunden itibaren kilmaya baslamasi gereken gunluk ibadeti bes vakit namaz gelir.Yeni Islama girmis bir musluman, bu konuda ya pratik olarak diger muslumanlarin kilavuzlugundan yararlanmali yada konuyla ilgili hazirlanmis egitici ve ogretici goruntulu yayinlardan istifade etmelidir. Boylece bir mumin ilkonce yapabildigi kadariyla gunluk ibadeti olan namazlari kilmaya baslar, bilahere yavas yavas eksikliklerini gidermeye gerekenleri ogrenmeye ve namazi usulune uygun olarak kilmaya gayret eder.

ISLAMI YASAMA: Bir onceki baslikta, kisaca Islami ogrenmenin oneminden soz ettik. Islami ogrenmenin amaci onu hayata gecirmektir. Cunku hayata gecirilmeyen bir bilginin degeri yoktur. Elde edilen bilgiler hayata gecirilirse bir anlam kazanir. Islami bilgileri elde ettigi halde bunlari hayata gecirmeyen bir muslumanin hali, hastaligiyla ilgili recetediki ilaclari cok iyi bilen fakat bu ilaclari alip kullanmayan kimsenin haline benzer. Imani bir tohuma benzetirsek; gerek ibadet gerek ahlak ve muamelat sahasindaki Islami esaslarin hayata gecirilmesi, bu tohumun filizlenip yesermesine, yaprak acmasina ve meyve vermesine benzer. Inandigi halde bu inancini hayata gecirmeyen kimse, aklinda guzel seyler tasarlayip bunlari uygulamaya koymayan kimse gibidir. Imani saglikli bir sekilde koruyabilmek edebilmek, dunya ve ahiret mutlulugunu elde etmek ve neticede huzurlu olabilmek icin mumin, Yuce Allahla manen baglanti kurmak ve bu baglantiyi devam ettirmek ihtiyacindadir. Cunku insan, Allahi bilmek ve ona ibadet etmekle tam bir huzura kavusabilir. Yoksa ruhunda daima bir bosluk daima bir sikinti duyar. Cunku yukarida da bilirttigimiz gibi, fiziki varligimizi saglikli bir sekilde surdurebilmek icin nasil yeme, icme, uyuma gibi bir takim biyolojik ihtiyaclari gidermek zorundaysak ruhumuzun canliligini ve diriligini muhafaza edebilmek ve ruhi melekelerimizi gelistirebilmek icin de ibadete ihtiyacimiz vardir. Iman ettikten sonra bu imanin gereklerini yerine getirmemek, bir celiski olur. Huzurlu olabilmek icin celiskilerden kurtulmak gerekir. Cunku celiskiler icinde bocalayan bir kimsenin huzurlu olmasi dusunulemez. Muslumanlik bir giyim kusam ve sekil degisikliginden veya mucerred bazi sozler soyle mekten ibaret degildir. O bir zihniyettir. Iste bu sebeple mumin, Allahin son peygamberi Hz. Muhammedle kemale erdirdigi dini gonulden ve icten benimseyerek onu hayata gecirme gayreti icinde olur. ibadet, musluman oldugunu soyleyen kimsenin, bu iddiasinda sadik olup olmadigini ortaya koyan en onemli gostergelerden biridir. Cunku iman ettikten sonra ibadet ihtiyaci kendiliginden ortaya cikacaktir. Bizi yoktan var eden, binbir cesit nimete garkeden, rahmeti, bilgisi, gucu her zerreyi kusatan, sonsuz kudretin varligini kabul edip de Ona karsi sonsuz bir hayranlik ve minnet duymamak mumkun mudur? Iste ibadet, kulun bu hayranligini ve minnetini ifade eden bir vasitadir. Ibadet, yalniz birtakim sekillere, dis gorunuslere bagli hareketlerden ibaret degildir. Ibadette esas olan ozdur. Husu olmadan yapilacak bir ibadetin ici bostur. Samimi bir mumin, her hareketinin ve davranisinin Allahin rizasina uygun olup olma digini goz onunde bulundurur. Boyle hareket ettigi takdirde yaptigi her mesru fiil bir ibadet hukmunu almaya baslar. Islama gore, Islama girerken, ibadet ederken, dua yaperken her hangi bir araciya ihtiyac yoktur. Her insan dogrudan dogruya Allaha el acip yakarabilir. Ibadet yapabilir. Gunahlari af yetkisi de sadece Yuce Allaha aittir. Allahtan baska hic kimse gunah affedemez. Ilerdeki sahifelerde Islam daki ibadetlerle ilgili kisaca bilgi verilecektir. Islam ahlakiyla ahlaklanma da islami yasamanin en onemli bolumlerinden birini olusturur. Denilebilirki; hic bir dinde ve hic bir dusunce sisteminde Islamda guzel ahlaka verilen onem kadar onem verilmemistir. Hatta Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed "Ben ancak ahlaki faziletleri tamamlamak icin gonderildim" buyurmustur. Bu yuzden muslumanin ahlakini guzellestirmesi en temel hedeflerden biri olmalidir. Bu amacla mumin, Islamin kendinden istedigi kisisel ve toplumsal gorevlerini ogrenmek ve bunun sonucunda guzel hareketlerle bezenmek, cirkin aliskanliklardan kacinmak zorundadir. Islam ahlakiyla ilgili olarak da ileriki sahifelerde kisaca bilgi verilecektir.

ISLAMI TANITMA: Susuzluktan dudaklari catlamis birisinin, pinara ulasip kana kana ictikten sonra kendisi gibi susuzluk cektigini bildigi diger insanlari da o pinara ulastirmak icin bir caba sarf etmemesi dusunulemez. Bunun gibi, gercekten Islama yurekten inanmis ve Islamin nasil berrak bir pinar oldugunu gormus olan bir kimsenin, yapabiliyor ve becerebiliyorsa o kaynaga baskalarini da ulastirmak icin gayret gostermesi dini bir vecibedir. Gonulden inandigi ve benimsedigi, son hak din Islami herhangi bir baski ve zorlamaya basvurmadan diger insanlara da ulastirma gayreti icinde olmak ve bu ugurda karsilasacagi guclukleri goguslemek, ortaya cikacak engelleri ortadan kaldirmak icin mucadele etmek her muslumanin gorevidir. Bir baska dinden veya dusunce sisteminden islama gecmis bulunan kimseler, daha once mensubu bulunduklari dinin yahutta dusunce sistemi nin baglilarini iyi tanidiklari icin, bu konuda, musluman toplumlarda yetisip geleneksel olarak musluman olanlardan daha basarili olabilir ve Peygamber Efendimizin su mujdesine kavusabilirler: " Senin araciliginla bir kimsenin musluman olmasi, senin icin dunya ve dunyadaki herseyden daha hayirlidir. Bu sebeple yeni Islama girmis kardeslerimize, guzel bir sekilde yapabileceklerse Islami baska insanlara da tanitmak icin caba sarfetmelerini tavsiye ediyoruz. Bu konuda temel prensip, sevdirmek, kolaylastirmak, mujdelemek ve umit vermek olmalidir.

ISLAM DINI HAKKINDA BAZI TEMEL BILGILER Muslumanlar, dunya nufusunun dortte birini olusturmaktadirlar. Islamiyet bugun artik bes kitaya yayilmis vaziyettedir. Islam Dininin Dunya Medeniyetine cok buyuk katkilari olmustur. Islami cesitli yonleriyle tanimak icin bu dini cesitli yonleriyle tanitan muteber eserlere muracaat etmek gerekir. Bu kucuk brosurde akaclanan ise, Islam Dininin itikat ibadet ve ahlak esaslariyla ilgili cok ozet bilgiler sunarak bir on fikir vermektir. Islam: "Islam", Arapca bir kelimedir. Koku "baris" anlamina gelen "silm (selm)" kelimesine dayanir. Sozlukte itaat etme, boyun egme anlamina gelir. Herhangi bir zorlama olmaksizin gonulden ve ictenlikle Allaha itaat etmek, Ona teslim olmak, emir ve yasaklarina kayitsiz sartsiz boyun egmek demektir. Islam, Yuce Allahin son Peygamber Hz. Muhammede vahiy yoluyla bildirdigi Onun da insanlara ulastirdigi seylerin tumunu kabul ederek onlari yasamak, sozleri ve isleriyle onlari kabul ettigini gostermek, Allha ve Rasulune itaat etmektir. Musluman: Islam Dininin kurallarina uyan, islamin kurallarini hayata geciren kimsedir. Iman: Sozluk anlami dogrulamak tasdik etmek bir seye tereddutsuz ve kesin olarak yurekten inanmak anlamina gelen iman, Islami bir deyim olarak Allaha ve Hz. Muhammadin Allah tarafindan haber verdigi kesin olarak belli olan seylerin dogru olduguna tereddutsuz inanmaktir. Imanin Esaslari: Peygamberimiz Hz.Muhammed; imanin ne demek oldugunu sorana: Iman, Allahtan baska tanri olmadigina, Muhammedin Allahin kulu ve elcisi olduguna, Allahin meleklerine, Kitaplarina Peygamberlerine, Ahiret gunune, Kadere (Hayir ve ser her seyin Allahin takdiri ve yaratmasiyla olduguna) inanmaktir" seklinde cevap vermistir. Peygamberimizin bu sozu, islamdaki inanc temellerini gostermektedir. Simdi bunlara kisaca deginelim.

1. Allaha Iman: Allahin varligini, birligini, ezeli ve ebedi oldugunu, yani varliginin bir baslangici olmadigini ve ebediyyen sona ermeyecegini, esinin, benzerinin, ortaginin, oglunun, kizinin olmadigini; varligi kendinden olup varligi icin bir baska seye muhtac olmadigini, yaratilmis olan seylerden hic birine benzemedigini, dolayisiyla dusunduklerimizden ve hayalimize gelen seylerin hepsinden baska oldugunu; her seyi bildigini, herseyi gordugunu, her seyi isittigini, duydugunu, her seye gucunun yettigini, her seyi yaratanin O oldugunu ..kisacasi, her turlu eksiklikten uzak oldugunu ve her turlu eksiksizlik ozelli?ine sahip oldugunu kabul etmek ve buna yurekten, tereddutsuz bir sekilde inanmak; ergenlik cagina ulasmis her akil sahibine farzdir.

2. Meleklere Iman: Allahin yarattigi seyler, gozumuzle gorduklerimizden ibaret degildir. Goremedigimiz ve hakikatlerini bilemedigimiz ruhani ve nurani varliklar da vardir. Meleklerde bunlardandir. meleklerin varligini peygamberler ve ilahi kitaplar haber vermketedir. Bu sebeple onlari inkar etmek , Peygamberleri inkar etmek gibidir. Melekler yaratilisi, insanlarinkine benzemez. Onlarda yeme, icme, erkeklik, disilik gibi ozellikler yoktur. Gunah islemezler, Allahin kendilerine verdigi gorevleri yaparlar. Sayilarini Allahtan baska kimse bilmez.

3. Kitaplara Iman: Allah, insanlara dogru yolu gostermek, onlari dunya ve ahirette mutlu kilacak ilkeleri bildirmek, akillariyla cevaplarini bulmalari imkansiz bazi konularda onlari aydinlatmak uzere Peygamberler gondermistir. Bu peygamberlerden bazilarina insanlara teblig edilmek uzerere yol gosterici kitaplar indirilmistir. Allah TealanIn Kitap gondermesi, sahifeler halinde baslamistir.Ilk sahifeler, ilk insan ve ilk peygamber Hz.Ademe gonderilmistir. Sayilari henuz son derece sinirli olan, hayatlari ve iliskileri henuz kompleks hale gelmemis o zamanin toplumlarinin ihtiyacinin gorulmesinde bu sahifeler yeterli olmaktaydi. Peygamberlerin getirdigi esaslarla ve bu esaslarin Isiginda insan aklinin faaliyetleriyle uygarlik ilerledikce, insanlarin hayat ve iliskileri daha kompleks hale geldikce Allah Teala da daha kapsamli sahifeler ve kitaplar gondermistir. Ilahi kitaplar son kitap Kurani Kerimle zirveye ulasmis ve Kuran-i Kerim ilahi korumaya alinmistir. Artik bundan sonra ilahi kitap gelmeyecek ve Kuran-i Kerim kiyamete kadar insanligin rehberi olacaktir. Tevrat Hz. Musaya, Zebur Hz. Davuta, Incil Hz. Isaya indirilen buyuk kitaplardir. Musluman, Allah tarafIndan Peygamberlerlere indirilen kitaplarin hepsine inanir. Ancak bu kitaplardan, Allahin indirdigi gibi hic bir harfi bile degismeden gunumuze kadar ulasan yegane ilahi kitap, sadece Kuran-i Kerimdir. Digerleri ise ya tamamen kaybolmus veya insanlar tarafindan degistirilmis; boylece asli sekillerini kaybetmislerdir. Bu yuzden bugun Kuran-i Kerimin disinda elde mevcut bulunan diger ilahi kitaplarda yer alan sozlerden hangilerinin Allaha ait oldugu,hangilerinin ise insanlar tarafindan bu kitaplara sokuldugunu ayirdetmek mumkun degildir. Zaten Kuran-i Kerim indirildikten sonra ilahi kitaplara ihtiyac kalmamistir. Artik onlarin hukmu sona ermistir. Cunku, yukari da da belirttigimiz gibi Kuran-i Kerim, diger kitaplarinda ihtiva ettigi Allahin birligine Peygamberlerlerine, kitaplarina, meleklerine, ahiret gunune iman; canin, malin, neslin, aklin ve dinin korunmasi gibi hak dinin temel esaslarini yeniden ve en mukemmel bir sekilde ortaya koymus, daha onceki kitaplarda da yer alan gercekleri tasdik etmis, tahrif edilen hususlarin dogrusunu aciklamistir.

4. Peygamberlere Iman: Yuce Allah, insanlara kendi iclerinden sectigi son derece yetkin insanlar araciligiyla dinini bildirmistir.Bu kimselere "peygamber" denir ki Allah ile kullari arasinda bir elci demektir. Peygamberlerlik, Allahin insanlardan diledigine verdigi bir gorevdir. Calismakla elde edilmez. Ilk Peygamber Hz. Adem son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) dir. Bu ikisinin arasinda pek cok peygamber gelip gecmistir. Sayilarini Allahtan baska kimse bilmez. Bunlardan bir kisminin adi Kuranda gecmektedir. Her millete kendi diliyle konusan peygamberler gonderilmistir. Peygamberler de insandir. Bu bakimdan yeme, icme,uyuma, dinlenme,evlenme, hastalanma gibi beseri hususlarda diger insanlarla aralarinda bir fark yoktur. Bunlar peygamberler icin bir eksiklik degildir.Ancak hepsinde mutlaka bulunmasi gereken ortak nitelikler sunlardir. Sidk(dogruluk),emanet (guvenilir olma), fetanet (cok zeki ve akilli olmak), teblig (bildirmekle yukumlu bulunduklari hukumleri insanlara anlatmak). Peygamberlerin , peygamberligini insanlara anlatmak icin Allah kendilerine mucizeler vermistir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)e de boyle pek cok mucize verilmistir. Fakat Onun en buyuk ve surekli mucizesi, hic suphesiz ki Kurandir.

5. Ahiret Gunune Iman: Allahtan baska hic bir varlik kadim ve ezeli degildir. Hepsi de Allahin yaratmasiyla sonradan meydana gelmistir. Sonradan yaratilan seylerin bir de sonu vardir. Cunku Allahtan baska hic bir sey ebedi ve baki degildir. Dunyanin da sonunun gelip duzeninin alt ust olmasindan yani Kiyametin kopmasindan sonra Allahin emriyle butun canlilar tekrar diriltilecektir. Buna oldukten sonra tekrar dirilme denir. Insanlar dunyada yaptiklari seylerden sorguya cekilecek, hakli haksiz ayirt edilecek, kimin kimde hakki varsa alinacak, herkes dunyada yaptigi iyilik ve kotulugun karsiligini mutlaka gorecektir. Iste butun bunlara inanmak da iman esaslarindandir.

6. Kadere Inanmak: (Hayir ve Ser; her seyin Allahin takdiri ve yaratmasiyla olduguna) inanmak. Kader, Allah Tealanin, ezelden ebede kadar olacak her seyi en ince ayrintilariyla bilip takdir etmesidir.Allah kullarina hayri da serri de serbestce secebilecegi bir irade vermistir. Insan iyiligi veya kotulugu kendi secer. Onun sectigini de Allah yaratir. Ancak, Allah Teala, kulun kotulugu secmesine razi degildir. Bu yuzden kullar kendi secimlerine gore karsilik goreceklerdir.Iste, hayir ve ser her seyin Allahin yaratmasiyla meydana gelmesinin anlami budur. Buna da inanmak iman esaslarindandir. Ibadetler: Namaz: Namaz, muslumanin gunluk ibadetidir. Iman ettikten sonra muslumanin, yerine getirmekle yukumlu bulundugu farzlarin basinda gelir. Namaz, insani kotuluklerden uzaklastirir, manen olgunlasmasini saglar, ruhi melekelerini gelistirir, gunahlardan arindirarak manevi huzura kavusmasini temin eder. Allaha manen yakinlasmanin en onemli vasitalarindan biri olan namaz, Allahin rizasini kazandirir. Gunde munferit olarak veya cemaatle bes defa kilinan namaz, insana daima Allahi hatirlatir. Musluman, safak vakti kalkar ve ilk once sabah namazini kilmak suretiyle Allahi anarak gune baslar, gun ortasinda ogle namaziyla yine Ona yonelir, dunya mesgalelerinin kendisini iyice yordugu bir vakitte ikindi namaziyla yaraticisini unutmadigini gosterir,aksam namaziyla Allahla olan ahdini yenileyerek gununu bitirir ve nihayet uykuya yatmadan once tekrar Allahin huzuruna durmak suretiyle Onun yardimini dilemeyi unutmaz. Cuma gunleri cemaatla kilinan Cuma namazi ile yilda iki defa dini bayram gunlerinde kilinan bayram namazlari, muslumanlara, hep birlikte Allahin huzuruna durma imkani verir. Boylece musluman, bir taraftan dunyadaki islerini yuruturken obur taraftan yaraticisiyla irtibatini asla kesmez, Ondan uzaklasmaz, dunya ahiret dengesini saglamIs olur.

Abdest: Namaz kilabilmek icin abdest almak sarttir. Abdest, yuzu dirseklerle beraber elleri yikamak, islak elle basi mesh etmek, topuklarla beraber ayaklari yikamaktir. Aslinda manevi bir temizlik olan abdestin maddi temizlik acis?ndan da buyuk faydalari vardir. Gusul: Gusul, agiz ve burnun ici dahil hic kuru yer kalmamak uzere tepeden tirnaga vucudun her tarafini yikamaktir.Cinsel iliskide bulunmus olanlarin, adet ve lohusalik halleri sona ermis bulunan hanimlarin gusul yapmalari gerekir. Ayrica en az haftada bir defa her muslumanin yikanmasi dini bir tavsiyedir. Islam dini, temizlige buyuk bir onem vermistir. Peygamberimiz: Temizlik imanin yarisidir. Buyurmustur. Muslumanin her seyiyle tertemiz olmasi, dini gorevlerindendir. Bedenin, elbisesinin, oturup kalktigi ve ibadet ettigi yerlerin, yiyip ictigi seylerin temiz olmasi gerekir.

Oruc: Niyet ederek tan yerinin agarmaya baslamasindan aksam gunes batincaya kadar yeme icme ve cinsel iliskiden uzak durmak suretiyle tutulan orucun dini ahlaki, sosyal ve sihhi bir cok yararlari vardir. Oruc tutan kimse sabretme, sikintilara gogus germe, acliga susuzluga dayanma ve nefse hakim olma melekesi kazanir. Fakirlik ve yoksullugun ne demek oldugunu daha iyi anlar. Bunun sonucu dlarak, sefkat, merhamet, baskalarina yardim etme ve insanlara faydali olma gibi yuce duygular kazanir. Elindeki nimetlerin kadrini bilir, israftan sakinmayi ogrenir. Insanin manen yukselmesini saglayan oruc, kisinin iradesini guclendirir, baskalarina karsi, sevgi, merhamet ve yardim hislerinin gelismesini temin eder. Akil sahibi ve erginlik cagina gelmis her saglikli muslumanin tutmak zorunda oldugu oruc, bir aydir Kameri aylardan Ramazan ayinda tutulur.

Zekat: Zekat, dinen zengin sayilan erginlik cagina gelmis akil sahibi muslumanlarin,mallarinin belli bir miktarini -ki genellikle % 2,5 diger bir ifade ile kirktabirini seneden seneye fakir muslumanlara vermesidir. Zekat, sozlukte temizlik ve artma anlamlarina gelir. Cunku gunahlardan temizlenmeye ve malin bereketlenmesine vesiledir. Islam, yoksula yardimi kisinin istegine birakmayarak zengin olan herkesin zekat vermesini zorunlu kilmistir. Cunku zekat, Allahin zenginlere ihsan ettigi malda, fakirlerin hakkidir. Zekat, Allahin rizasini kazandiran, kisinin anlayisinda, malin, arac olmaktan cikarak amac haline gelmesini onleyen, insanda baskalarni dusunme, merhamet ve iyilik gibi guzel duygulari gelistiren ve toplumsal barisi saglayan bir ibadettir.

Hac: Islamin esaslarindan biri olan Hac, hac gunlerinde Kabeyi ve etrafindaki bazi kutsal yerleri usulune gore ziyaret ederek buralarda yapilmasi gerekenleri yerine getirmektir. Gucu yeten her muslumana omrunde bir defa hac yapmak farzdir. Hac; her yil, dilleri, renkleri, ulkeleri, kulturleri farkli, fakat hedef ve gayeleri ayni milyonlarca muslumanin bir arada, hep birden ibadet edip Allaha yonelmelerini, birbirleri ile tanisip kaynasmalarini, muslumanlarin dertlerini gorusup ortak careler uzerinde dusunmelerini saglar. Hac ibadeti esnasInda gunluk giysilerinden soyunup ihrama giren muslumanlar, zenginlikle boburlenmemeyi, insanlar arasIndaki esitligi, olumu ve oldukten sonra dirilisi unutmamayi fiilen yasar ve ogrenirler. Ihramli icin konulan yasaklar, hic kimseye, hatta haserelere bile zarar vermeme, yaratiklara sefkat ve merhamet, zorluklara sabretme melekesi kazandirir. Boylece Hac farizasini eda eden kimseler, Allaha kulluk vazifelerini ifa etmis olduklari gibi cevresindekilere yararli olma, hic degilse zara vermeme aliskanligi kazanmis olur.

Islam Ahlaki: Islam Dini kadar guzel ahlaka onem veren bir baska din veya dusunce sistemi gostermek mumkun degildir. Oyleki Peygamber Efendimiz "Islam, guzel ahlaktir" buyurmustur. Hz. Peygamberin guzel ahlaka tesvik eden bir cok guzel sozu vardir. "Muminlerin imanca en kamil olani, ahlaki en guzel olanidir" "Icinizden en cok sevdiklerim ve kiyamet gununde bana en yakin olanlariniz, ahlaki en guzel olanlarinizdir" hadisleri bunlardan sadece ikisidir. Kuran-i Kerimde adalet, ahde vefa, affetme, alcak gonulluluk, ana-babaya itaat, sevgi, kardeslik, baris, guvenirlilik, dogruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, comertlik, merhamet, musamaha, tatlI dilli olma, guler yuzluluk, temiz kalplilik gibi guzel ahlaki hasletlere tesvik eden ve zulum, haksizlik, riya, haset, giybet, cirkin sozluluk, asik suratlilik, cimrilik, bencillik, kiskanclik, kibir, kin, kotu zan, israf, bozgunculuk... gibi kotu hasletlerden nehyeden pek cok ayetin yer almasi, Kuranda ahlaka ne kadar onem verildiginin bir gostergesidir. Peygamber Efendimizin guzel ahlaka tesvik eden ve kotu hasletlerden nehyeden hadisleri ise neredeyse bir kitap olusturucak kadardir. O sadece bu sozleri soylemekle kalmamis, guzel ahlaki bizzat yasayarak insanlara ornek olmus ve ogretmistir. Bu yuzden Onun ahlaki, Islam ahlakinin en guzel tatbikatini olusturmaktadir. Iste bu sebeple burada peygamberimiz Hz. Muhammedin guzel ahlakindan az da olsa sozetmek istiyoruz. Cunku O gercekten en guzel ornektir: Peygamber Efendimiz guler yuzlu, nazik tabiatli, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yurekli, sert ve kirici degildi. Agzindan sert ve kaba hicbir soz cikmazdi. Baskalarini tenkit etmez, kimsenin ayibini yuzune vurmazdi. Yanlis ve hoslanmadigi bir davranis gorurse "icinizden bazi kimseler, soyle soyle yapiyorlar..." Seklinde, bu davranislari yapanlarin kim olduklarini belli etmeden ve hic kimseyi kirmadan yanlisi ve hatalari duzeltirdi. Kimsenin sozunu kesmez, konusmasi bitinceye kadar dinlerdi. Tartismayi sevmez, sozugereginden cok uzatmazdi. Kendini ilgilendirmeyen seylerle mesgul olmaz, kimsenin gizli hallerini arastirmazdi. Allaha hurmetsizlik olmadikca, sahsina yapilan kotulukleri, ne kadar buyuk olursa olsun, bagIslar, eline imkan gecince oc almayi dusunmezdi. Son derece iffet ve haya sahibiydi. Butun insanlari esit tutar, zengin fakir, efendi-kole, buyuk-kucuk ayrimi yapmazdi. Her bakimdan kendisine guvenilirdi. Verdigi sozu mutlaka zamaninda yerine getirirdi. Durustlukten ayrildigi, saka bile olsa yalan soyledigi hic gorulmemistir. Bu yuzden Ona henuz peygamberlik verilmeden once "Muhammedul-Emin" denilmisti. Nitekim Peygamberligini haber verdigi zaman, iman etmeyenler bile Ona "yalanci, yalan soyluyor" diyememistir. En yakin akrabalarini safa tepesinde toplayip onlari Islama davet icin,"Size su dagin arkasinda dusman atlilarinin bulundugunu soylesem, bana inanirmisiniz?" dedigi zaman: "Hepimiz inaniriz. Cunku sen yalan soylemezsin" diye cevap vermislerdi. Kendisi boyle oldugu gibi, herkesin durust olmasini isterdi. "Dogruluktan ayrilmayiniz, cunku dogruluk, iyilik ve hayra goturur. Iyilik ve hayir da, kisiyi Cennete ulastirir. Kisi dogru soyleyip dogrulugu aradikca, Allah katinda siddiklar zumresine yazilir. Yalan sozden ve yalanciliktan sakininiz; Cunku yalan insani kotuluge sevkeder. Kotuluk de kisiyi Cehenneme goturur. Insan yalan soylemege ve yalan aramaga devam ede ede, Allah katinda nihayet yalancilardan yazilir" buyurmustur. Rasulullah (s.a.v.) insanlarin en comerdi ve en kerimiydi. Eline gecen her seyi muhtaclara dagitir, kimseyi eli bos cevirmezdi. Son derece mutevazi ve alcak gonullu idi. Bir topluluga geldiginde, kendisi icin ayaga kalkilmasini istemez, nereyi bos bulursa, oraya otururdu. Arkadaslari arasinda otururken ayaklarini uzatmazdi. Arkadaslari her isini yapmayi kendileri icin seref ve cana minnet saydiklari halde, butun islerini kendi gorur, ev islerinde hanimlarina yardim ederdi. Methedilmesini ve asiri hurmet gosterilmesini istemezdi. Fakir kimselerle dusup kalkmaktan, yoksullarin, dullarin, kimsesizlerin islerini gormekten zevk alirdi. Buldugunu yer, buldugunu giyer, hic bir seyi begenmemezlik etmezdi. Yiyecek bir sey bulamayinca, ac yattigi da olurdu. Butun islerini tam bir duzen ve nizam icinde yapardi. Namaz ve ibadet vakitleri, uyku ve istirahat icin ayirdigi saatler, misafir ve ziyaretcilerini kabul edecegi hep belliydi. Vaktini bosa gecirmez, her anInI faydali bir isle degerlendirirdi. "Insanlarin cogu, iki nimetin kiymetini takdirde aldanm?slardir: "Sihhat ve bos vakit", buyurmustur. Insani en yakindan taniyan, onun ic yuzunu ve butun gizli hallerini en iyi bilen, suphe yok ki esidir. Rasul-i Ekrem (s.a.v.) ilk vahiyden sonra gorduklerini anlattigi zaman esi Hz. Hadice:"Allaha yemin ederim ki, CenabI Hak hic bir vakit seni utandirmaz. Cunku sen akrabani gozetirsin, isini gormekten aciz kimselerin agirliklarini yuklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandiramayacagini kazandirirsin. Musafiri agirlarsin, Hak yolunda herkese yardim edersin..." diyerek Onun peygamberligini hemen kabul etmis, en kucuk tereddut gostermemistir. Cocuklugundan itibaren Medinede 10 yil hizmetinde bulunan Hz. Enes: "Rasulullah (s.a.v)e 10 yil hizmet ettim. Bir kere bile canI sIkIlIp, of, nicin boyle yaptin, neden sunu yapmadin, diye beni azarlamadI"demistir. Peygamber Efendimizin bizzat yasayarak, uygulayarak cizdigi bu ahlaki tablo, hic suphesiz Islam ahlakI hakkinda bir fikir vermektedir. *Kendisi icin istedigini baskasi icin de istemek, kendisi icin arzulamadigini baskalari icin de arzulamamak, *Oldugu gibi gorunmek ya da gorundugu gibi olmak, *Kucuklere sevgi buyuklere saygi, *Affetmek, hosgorulu davranmak, baskalarinin kusurlarini arastirmamak, *Ofkeye hakim olmak, *Sozunde durmak, ahde vefa gostermek, *Dogruluk ve durustlukten zerrece taviz vermemek, *Guvenilir olmak, *Kibirden gururdan sakInmak mutevazi olmak, *Cimrilikten, tamahtan uzak durmak,comert olmak, *Her hususta sabirli olmak, *Asla adaletten ayrilmamak, *Maddi ve manevi temizlige riayet etmek, *Allahin kendisine verdigi sagligina ve sihhatine cok dikkat etmek, *Bos vakitlerini hayirli islerde degerlendirmek, Ve benzeri yuzlerce muazzam ahlaki prensibe ozenle yer veren Islam ahlakini her yonuyle tanImak icin bu konuyu genis olarak inceleyen eserlere muracaat etmek gerekmektedir.

 

MUTLULUK YOLU iSLAM

Yaratıklar arasında en saçkin yere sahip olan, akıl, fikir gibi üstün yeteneklerle donatılan insanın ortak özelliklerinden birisi de mutlu olma arzusudur. Her insan bu arzusuna ulaşmak maksadıyla çalışır, bugünden çok yarınını düşünür ve bunun için hazırlık yapar.

İnsan beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bu sebeple İslam Dini, insanın hem maddi, hem de manevi ihtiyaçlarını dikkate almış, ferdin mutluluğu için gerekli prensipleri getirdiği gibi, toplumun huzur ve mutluluğu için de bir takım kurallar koymuş, fertlerin karşılıklı hak ve görevlerini belirlemiştir.
İslam, son ve en mükemmel dindir. Onu insanlığa tebliğ eden Hz. Muhammet (A.S.), peygamberlerin sonuncusudur. İslam dini'nin temel kitabı Kur'an-ı Kerim, Yüce Allah (c.c.)'ın Hz. Muhammed (A.S.) vasıtasıyla insanlığa gönderdiği son mesajıdır.

İSLAM'IN GAYESİ

İslam'ın getirdiği hükümlerin ve koyduğu prensiplerin amacı; insanı ahlaken olgunlaştırarak dünyada huzur ve mutluluğa, ölümden sonra devam edecek olan ahirette ebedi saadete kavuşturmaktır.

Bu prensipler. Her çağda insanların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde mükemmel olup, daima geçerliliğini koruyacak ve değişmeyecektir.

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor;

"Allah katında din, şüphesiz İslam'dir." (Al-i İmran Suresi, ayet; 19)

İSLAM'IN TEMEL PRENSİPLERİ

İslam Dini'nin getirdiği hükümleri ve temel prensipleri kısaca üç maddede toplayabiliriz:

İman İbadet Ahlak.

İMAN

Maddi varlığımız olan bedenimizin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, manevi varlığımız olan ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır.

Ruhun en önemli gıdası; sağlam inançtır. İnsan, inancı sayesinde manevi bakımdan büyük güç kazanır ve huzura kavuşur. Her türlü iyiliğin kaynağı İslam'ın inanç esasları, insanda sorumluluk duygusunu geliştirerek, hareketlerini olumlu yönde etkiler; davranışlarını iyileştirip ahlaken olgunlaşmasını sağlar.

İmanın iki mühim temeli:

1) Allah (c.c.) birdir, O'ndan başka Tanrı yoktur.
2) Hz. Muhammed (A.S.) Allah'ın Peygamberidir.


ALLAH (c.c.)

İslam dininde Allah (c.c.)'ın birliği inancı en önemli esastır. Allah (c.c.) yaratıklardan hiç birine benzemeyen yüce bir varlıktır. Ezeli ve ebedidir, varlığı kendindendir. Doğmamış, doğurmamıştır. Her türlü noksanlıklardan uzaktır, sonsuz kudret sahibidir, her şeyi bilir, işitir ve görür.

PEYGAMBERLER

Peygamberler, Allah (c.c.) ile insanlar arasında elçidirler. Allah (c.c.) bu göreve en layık olan kullarını seçmiştir. Yüce Allah (c.c.) insanlara yol gösterici olarak zaman zaman Peygamberler göndermiş, onların vasıtasıyla emirlerini ve yasaklarını duyurmuştur. Hz. Muhammed (A.S.), Yüce Allah (c.c.) 'ın insanlar arasından seçip gönderdiği son peygamberdir. O, bütün insanlığa gönderilmiştir. Bütün iyi huyları ve faziletleri kendisinde toplayan en güzel örnektir.

İMANIN TEMEL ESASLARI

İman esasları ayrıntılı olarak altı madde halinde sıralanır.
Bunlar:

1) Allah'ın varlığına ve birliğine,
2) Allah'ın meleklerine,
3) Allah'ın kitaplarına,
4) Allah'ın peygamberlerine,
5) Ahiret gününe,
6) Kadere, her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğuna,
İnanmaktır.

İBADET

İbadet, Yüce Yaratıcı'ya ta'zim ve saygı göstermek ve O'nun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.

İbadet, yalnız allah (c.c.)'ın emrini yerine getirmek ve O'nun sevgisini kazanmak maksadıyla yapılır. Böyle temiz bir düşünce ile yapılan ibadet, mü'mini Allah (c.c.)'a yaklaştıran en güzel vasıta; sıkıntılardan koruyan en sağlam sığınaktır.

İbadet Allah (c.c.)'ın emrettiği. Peygamberlerin öğrettiği şekilde yapılır. Allah (c.c.)'tan başkasına ibadet yapılmaz.

Mü'min, ibadet sayesinde maddi ihtiraslardan kurtularak, ruhen yükselir, içi kötü düşüncelerden, dışı olumsuz davranışlardan arınarak ahlaken olgunlaşır ve Tanrı'nın sevgili kulu olur.

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Ey insanlar ! Sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, (kötülüklerden) korunup sakınanlar olabilesiniz." (Bakara Suresi, ayet;21)


BAŞLICA İBADETLER

1) NAMAZ

Günün belirli 5 vaktinde yapılan bir ibadettir. Günlük ibadetten başka, haftada bir, cuma günlerinde ve yılda iki defa bayram günlerinde cemaat halinde toplu olarak kılınan namazlar davardır.

Namaz, Yüce Yaratıcı'ya karşı yapılan kulluğun en güzel göstergesidir.

Müslüman, namazda Allah (c.c.)'ın huzurunda olmanın manevl zevkini yaşar, dünya meşgalelerinden uzaklaşarak ruhen yücelir.

Namaz kılmak için yüz, dirseklerle birlikte eller ve ayakların yıkanması; başın da meshedilmesi gerekir. Buna "Abdest'' denir. Ayrıca beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olması şarttır. Namaz, kalplere sorumluluk duygusunu yerleştirerek, insanın içini her türlü kötü duygu ve düşüncelerden arındırır, davranışlarını kontrol altına alarak kötülük yapmasını önler ve ahlaken yükselmesini sağlar.

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Namazı dosdoğru kıl , gerçekten namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar." (Ankebut Suresi; ayet, 45) Müslümanların topluca namaz kıldıkları yere "cami" veya ''mescid'' denir. Cami ve mescid aynı zamanda '" bir bilgi ve eğitim yeridir. Burada dini ve ahlâkî konularda Müslümanlara bilgi verilir.

Namaz vakti girince "ezan" okunur. Ezan, müslümanları namaza çağıran bir duyurudur.
Ezanın yüksekçe bir yerden okunması için camilerin bitişiğinde genellikle ''minare'' bulunur. Bu, Islam'ın ilk yıllarına dayanan dini bir gelenektir. Minaresiz camiler de vardır.

Namaz, camide bir din görevlisi "imam"ın önlerliğinde toplu halde kılınabileceği gibi tek
başına da kılınabilir. Ancak, Cuma namazı ile bayram namazları cemaatle kılınır. Müslüman, isteklerini tek başına dua ederek Yüce Allah ( c.c.) 'a sunar. İşlediği günahların bağışlanmasını da, arada hiç bir vasıta olmadan, doğrudan doğruya Allah ( c.c.) 'tan ister.

Müslümanlara ibadetlerinde önderlik eden kişiye ''imam'' denir.
Camide cemaatin önünde, imamın durduğu özel yere ''Mihrap'' adı verilir.
Camide müslümanlara vaaz etmek için ''Kürsü'', cuma ve bayram namazlarında hutbe okumak için ''Minber'' bulunur.

2) ORUÇ

Her yıl kameri aylardan Ramazan ayı boyunca ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar yemek, içmek ve cinsi arzulardan uzaklaşmaktan ibaret bir ibadettir.
Oruç, nefsi terbiye ederek iradeyi güçlendirir ve böylece insanda kötü alışkanlıklara karşı direnme gücünü artırır.
Allah Teala şöyle buyuruyor.

"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız." (Bakara Suresi, ayet; 183)
Oruç, ruhu kötülüklerden arındıran, sevgi, şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ahlak ve davranış eğitimidir.
Ayrıca orucun insan sağlığı bakımından da çok yararlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu husus tıbben de kanıtlanmıştır. .

Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur. "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz."

3- ZEKAT

Zenginlerin belirli mal ve para birikimlerinin belirli bir miktarını, her yıl ihtiyaç sahiplerine vermek suretiyle yerine getirdikleri bir ibadettir.

Zekat, toplumda huzur ve dayanışmayı sağlayan bir sosyal yardımlaşma sistemidir.

Zekat, paraya olan aşırı tutkuyu azaltır, fertler arasında karşılıklı sevgi ve saygı duygularını geliştirerek servet düşmanlığını önler.

Böylece toplumda huzur ve güvenin kökleşmesinde önemli rol oynar.

4- HAC

Servet ve sağlık yönünden gücü yeten müslümanların, ömründe bir defa belli zamanlarda arafatta vakfe yapmak ve kabeyi ziyaret etmek suretiyle yaptıkları bir ibadettir.
Bu ibadeti yaparken her seviyede insanın aynı kıyafete bürünmesi, öldükten sonra Allah (c.c.)'ın huzuruna çıkış gününü hatırlatır. Hac, müminlerin samimî bir şekilde Allah (c.c.)'a yönelerek, tevbelerinin kabul edilmesine ve günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Kutsal yerleri görmek, insana manevî bir heyecan vererek dini duyguları kuvvetlendirir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden kutsal topraklara gelen, renkleri ve dilleri ayrı olan insanları " tek gaye etrafında birleştiren Hac, sosyal yönüyle milletlerarası bir kongre niteliği taşır.

Görülüyor ki İslam'da ibadetler, kişinin kötülüklerden arınarak ahlaken olgunlaşmasını, iyiye ve mükemmele ulaşmasını, aynı zamanda toplumun da huzura kavuşmasını amaçlamaktadır.

AHLAK

İslam Dininde ahlakın büyük bir önemi vardır. İslâm'ın gayesi; insanları güzel ahlak sahibi
yaparak olgunlaştırmaktır.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur.

"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.

Bir müslümanın değeri, ahlakının güzelliği ile ölçülür. Bu konuda, Hz. Peygamber, kendisine en sevimli olanların, güzel ahlak sahipleri olduğunu bildirmiş. ''Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?'' sorusuna da, ''Ahlakı en güzel olanlardır" cevabını vermiştir

SEVGİ VE MERHAMET

Sevgi ve Merhamet Ahlâkî davranışların temelinde insan sevgisi önemli yer tutar. Bu sebeple olgun müslüman olabilmenin şartlarından biri de bu sevgidir.

Kalbi sevgi ile dolu olan Hz. Muhammed (A.S.).şöyle buyuruyor'

"Birbirinizi sevmedikçe olgun mü'min olamazsınız."

Kalblerdeki sevginin göstergesi insanlara iyilik yapmak, şefkat ve merhametle muamele etmektir.

Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki:

"Merhamet edenlere, Allah da merhamet eder."

İslam'da sevgi ve merhamet sadece insanlığı değil; bütün yaratıkları içine alır. Hz. Muhammed (A.S.) "Bir kediyi aç bırakarak ölümüne sebep olan kadının azap göreceğini, susayan bir köpeğe acıyarak su içiren günahkar bir kişinin de bu davranışı ile Allah (c.c.) tarafından bağışlandığını" haber vermiştir.

HOŞGÖRÜ

Müslüman, hoşgörü sahibi ve bağışlayıcıdır Allah (c.c.) gerçek müminleri "Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler" diye övmüştür
(AI-i İmran Suresi ayet: 134)

Hoşgörü konusunda Hz. Muhammed (A.S.) en güzel örnektir Müslümanlar, sadece kendi din kardeşlerine değil diğer dinlerden olanlara da hoşgörülü davranmak zorundadırlar

DOĞRULUK

Doğruluk önemli bir ahlak kuralıdır. Allah ( c.c.) şöyle buyu ruyor:

"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol." (Hud Suresi, ayet: 112)

ADALET VE İNSAN HAKLARI

Adalet ve insan haklarına saygı İslam'ın değişmez:" prensiplerindendir.

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki:

Adaletli davranın. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever ." (Hucurat Suresi, ayet:9)

Hz. Muhammed (A.S.) 632 yılında yüz binden fazla müslümana irat ettiği tarihi hutbesinde;
Bütün insanların eşit olduğunu, can, mal ve namuslarının kutsal olup her türlü tecavüzden korunduğunu cihana ilan etmiştir.

Bunlar , insanların dokunulmaz haklarıdır.

Müslüman, başkalarının hakkına saygı göstermek ve insanlara zarar verecek davranışlardan sakınmak mecburiyetindedir . Ancak, bu yeterli değildir. Kişinin olgun bir Müslüman olabilmesi, kendisi için sevip arzu ettiği şeyleri başkaları için de arzu etmesine bağlıdır.

Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor.

"Sizden hiçbir kimse kendisi için sevdiği bir şeyi, kardeşi için de sevmedikçe gerçek mümin sayılmaz."

İSLAM'DA KADIN VE ÇOCUK

Çocuklara sevgi ve şefkatle muamele etmek, kadınlara karşı iyi davranmak İslam'ın önemle tavsiye ettiği ahlak ilkelerindendir, Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor.

"Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir."
"Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davranananızdır ."

ÇALIŞMAK

Çalışıp kazanmak dinin emridir. Tembellik, müslümana yakışmayan bir davranıştır.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Dünyadaki nasibini de unutma." (Kasas Suresi, ayet:77)
İyi müslüman, hem dünya hem de ahiret için çalışan kimsedir. Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki:

"Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve başkalarına yük olmayandır "

TEMİZLİK

Temizlik müslümanın en önemli özelliklerinden birisidir. Bu hem maddi, hem de manevi temizliktir.

Müslüman, kalbini kötü duygu ve düşüncelerden, bedenini ve çevresini de temiz olmayan şeylerden arındıran kişidir.

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki:

"Şüphesiz ki Allah, çokca tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever."

Hz. Muhammed (A.S.) temizliğin önemi hakkında şöyle buyuruyor:

"Temizlik İmandandır."
"Temizlik İmanın Yarısıdır."
"Çevrenizi Temiz Tutunuz."

MUTLULUĞUN KAYNAĞI


İnsanların mutluluğunu amaçlayan İslam prensipleri şu iki cümlede özetlenir:

1- Allah (c.c.)' ın emirlerine saygı.

2- Yaratıklarına karşı şefkat ve merhamet.

Gerçek müslüman da bunları yerine getiren insandır, dünyada huzurun, ahirette ebedi mutluluğun yolu da budur.